Gezirehberim
ANASAYFA YURTİÇİ KAPLICALAR ALTERNATİF        İLETİŞİM  
Abant
Adrasan
Ağva
Akçakoca
Akyaka
Alanya
Altınoluk
Amasra
Assos
Avşa Adası
Ayvalık
Belek
Bodrum
Bozcaada
Dalyan
Didim
Dikili
Erdek
Erikli
Fethiye
Gelibolu
Göcek
İğneada
Kapadokya
Kemer
Kerpe
Kıyıköy
Kuşadası
Marmaris
Mürefte
Trabzon
Uludağ
Türkbükü
Yalıkavak
Yedigöller
 
                                   Gelibolu
 
 
 
BÖLGEYE ULAŞIM:
Çanakkale savaşlarının yapıldığı Gelibolu yarımdadasına, iki yoldan gidebilirsiniz. Bunlardan; birincisi: Anadolu üzerinden gelinen ve Çanakkale üzerinden, feribotlar ile Eceabat’a ulaşılan yol. Diğer yol seçeneğiniz ise; İstanbul yada Edirne üzerinden, Gelibolu İlçesinden geçilerek, Eceabat’a ulaşılan yol.
Gezimize, Eceabat’dan başlayacağız. sizde, buraya ulaşım için Eceabat’ı hedefleyin ve Eceabat’a geldikten sonra, bilgisayarınızdan, bu satırların yazılı çıktısını aldı iseniz, bir göz atın ve muhteşem bir geziye hazır olun. Herhangi bir rehbere ihtiyaç duymadan, bölgeyi en iyi şekilde gezebileceksiniz.

Çanakkale’ye düzenlenen gezilerde, daha Milli Park sınırlarından içeriye girerken, lütfen dikkatli olun. Milli Park sınırları içinde, bastığınız her yerde toprağın altında şehitlerimiz olabilir. Gerçekten de, Çanakkale savaşları sırasında Gelibolu yarımadasının hemen her yerinde, kanlı çatışmalar olmuş, askerleriniz savaş hali olması nedeniyle, nerede şehit düştüler ise, oraya gömülmek/defnedilmek zorunda kalmışlardır.

Hele, büyük çatışmalar sonrası şehitlerimiz, çoğu kez, toplu gömülmek zorunda kalınmıştır. Bu nedenle; buraya gelindiğinde, yere basarken bile hassas olunmalı, o güzel insanların ruhlarını rahatsız etmeyecek şekilde buralarda dolaşılmalıdır. Çanakkale savaşlarının yapıldığı yıllardan bu yana, o topraklardan devamlı meçhul askerlerin naaşları çıkmakta, sanki ” Bizi unutmayın, bizim uğruna can verdiğimiz davayı unutmayın ” dercesine, arada bir bize görünerek, asli vazifelerimizi bizlere hatırlatmaktadırlar.Zaten bu yüzden, buralara yeni yol veya herhangi yeni bir yapı yapılmasına karşıyım, çünkü, inanın toprağın her santimetre karesinin altında şehit naaşlarının bulunma olasılığı çok yüksek. Gelibolu’ya ilk gittiğimde (muhtemelen 1981 yılı) bu söylenene inanmamış ve kitabelerin bulunduğu bölgede, elime bir çomak alıp, toprağı biraz eşelemiştim ki, inanın insan kemik parçaları çıktığını görünce ürperdim. Lütfen siz böyle bir şeyi denemeyin, ama inanın ki, gerçekten böyle.

KİLİTBAHİR KALESİ:1462 yılında, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmış. İsminden de anlaşılacağı üzere, ” denizin kilidi ” anlamına geliyor. Tam bir strateji ve ileri görüşlülük harikası. Bugün, surları hala sağlam olan kale, Çanakkale savaşında, ordumuz tarafından kullanılmış. Savaş alanının biraz dışında kaldığı için, Seddülbahir kalesi kadar yıpranmamış. Kalenin iç kısmı, ücretli olarak ziyaretçilere açık.

Kilitbahir kalesinden çıktıktan sonra, yolumuza devam ediyoruz. Sol tarafımızda, denize bakan kıyıya paralel olarak uzanan tabyalar ile karşılaşacağız. Bunlar: Namazgah Tabyaları. Az ileride ise, Sultan 2 nci Abdülhamit tarafından yaptırılan, Hamidiye Tabyaları var. Savaş sırasında, askerlerin barınma, cephanelik vb. gibi ihtiyaçlarının karşılandığı, topların mevzilendiği bu tabyalar, diğerlerine göre daha sağlıklı durumda. Ama, bugün yine de restore edilmeye ihtiyaçları var.

Aynı istikamette, biraz ilerleyince, önce Seyit Onbaşı Anıtını göreceğiz. Anıtın hemen arkasında ise, yolun karşı tarafından bulunan küçük tepeye ağaç merdivenlerden çıktığımızda Mecidiye Tabyasını göreceğiz.

ALÇITEPE KÖYÜ: Bu bölge, tarihe, Kitre savaşları olarak geçen kanlı çarpışmaların odak noktasıdır. Bu savaşlarda, binlerce mehmetçik şehit verilmiştir. Bu mevki, burada yaşayan köylülerin, çevreden topladıkları 10 bin civarındaki şehit kemiklerini bir araya getirerek gömdükleri yerdir. Köyün eski adı; Kirte’dir. Savaş başlayınca, burası harabe haline gelmiştir. Atatürk; 1930 lu yıllarda, Balkanlardan gelen göçmenlerin bir kısmını buraya yerleştirerek, bölgeye yeniden hayat kazandırmıştır. Köylüler, o yıllardan sonra 1970 lere kadar, Çanakkale savaşı artıkları olan metal malzemeleri, tarlalardan toplamışlar, bunları hurdacılara satarak geçinmişlerdir. Bugün bile, hala, bu köy civarındaki topraklardan, kurşun ve gülle çekirdekleri çıkabilmektedir. Çanakkale savaşlarında, bu bölgede, bir metrekareye 6000 mermi düştüğünü düşünürseniz, bu durum normal.

ALÇITEPE KÖYÜ-SALİM MUTLU SAVAŞ ANILARI MÜZESİ: Bu müze, Alçıtepe Köyünde yaşayan Salim Mutlu isimli vatandaşımız tarafından, kendi gayretleriyle kurulmuş. Kendine ait evin, bir kısmını müze olarak düzenlemiş. Onun bu gayretini gören yöre halkı da, yörede buldukları eşyaları buraya getirmişler ve zamanla müze büyümüş. Mutlaka görün, gayet güzel bir müze. Ayrıca, özel teşebbüse ait bir müze olması vasfı da farklılığı.

Alçıtepe köyüne girdiğimiz yol, sağ tarafa, sargı yerini gösteren tabelayı takiben dönelim, doğru ilerlediğimizde az sonra, yolun solunda, köy mezarlığı ile karşılaşacağız. Mezarlığın yola bakan yanında bir anıt görünecek, Son Ok Anıtı.

 

 

YABANCI ANITLAR-ŞEHİTLİKLER:
Evet, bu gezi planını hazırlarken, yabancı şehitliklerine ait sizlere ayrıntılı bilgi-belge sunmak istemedim. Çünkü, herşeye rağmen, bizim için önemli olan, ülkemizin yabancılar tarafından işgal edilmesini önlemek adına, canını veren, binlerce aziz şehidimiz benim için önemli.

Gelibolu yarımadasında, 4 tanesi anıt olmak üzere, 32 tane yabancı mezarlığı var. Bu mezarlıklar ve anıtlar, yabancılara Lozan Barış Andlaşmasının 129 ncu maddesince tahsis edilmiş. İngilizler, Çanakkale savaşı ve Türk Devletinin kurtuluş savaşının bitiminden hemen sonra girişimlerde bulunmuşlar ve 3 yıl gibi kısa bir süre sonunda, Gelibolu topraklarındaki tüm anıt ve mezarlarını bitirmişler. Örneğin; Helles Anıtı, 1926 yılında açılmış. Fransızlar ise; İngilizlerden tam 4 yıl sonra, yani 1930 yılında, Çanakkale’de toplu gömülen ölülerini tesbip edip bir araya getirmişler ve bu karaya bir anıt ve mezarlık yaparak, altına defnetmişlerdir. Halbuki, o yıllarda, bize ait hiçbir anıt yoktu. Biz, Çanakkale şehitlerimizi, bundan tam 30 yıl sonra hatırlayacak ve ilk anıtımızı 1960 yılında açacağız.

Bölgeyi gezerken, yabancı şehitliklerini gördüğünüzde, o şehitliklerin imarı, tertip, düzen ve temizliğini sakın imrenmeyin, unutmayın ki, onlar tüm güçlerini kullanmalarına rağmen ve her türlü vahşete rağmen, burayı ele geçiremediler, bunun sıkıntısını asla içlerinden atamazlar. Benim üzüldüğüm ve gördüğünüzde inanın sizi de üzecek olan şu; ” Asla ele geçiremedikleri, binlerce ölü vermelerine rağmen ele geçiremedikleri bazı yerlere, sonraki yıllarda şehitlik/anıt kurmalarına izin verilmesi ” Yarımada yeteri kadar büyük, şehitlik/anıt kurabilecekleri birçok yer olmasına rağmen, bakıyorsunuz, büyük uğraşlar vererek ele geçiremedikleri bir kısım toprağımızın üstüne, şehitlik/anıt kurmuşlar ve şehitlerini gömmüşler, hani siz canlı iken ele geçiremediniz, bizi sizi ölünce işte o ele geçiremediğiniz yerlere gömdük, şehitlik kurduk, anıt kurduk. Böyle mi demek istediler acaba?Ayrıca; her yıl 25 Nisan tarihinde, yabancılar, yeteri kadar tören/ayin vs. yapıyorlar ve hatta günlerce öncesinden ülkemize geliyorlar ve 25 Nisan gününü kutlayıp gidiyorlar. Şöyle ki; günümüzün Avustralya ve Yeni Zellanda ülkelerinden ( ki bu ülkeler, bizim ülkemize o kadar uzak ki, harita dahi yerini zor bulursunuz, o derece uzaktan geliyorlar) gelen insanlar (büyük çoğunluğu genç) 24 Nisan gecesi, Anzak Koyunun bulunduğu yerde geceliyorlar, gün aydınlanırken, yarı bellerine kadar denize girip, atalarının, çıkartma esnasında yaşadıklarını aynen yaşamaya çalışıyorlar. Gerçekten; bunları bilelim, onlar kendi nesillerini bu şekilde yetiştiriyorlar, yani o kadar uzaklardan, Gelibolu yarımadasına, devlet imkanları ile getiriyorlar genç nesillerini. Milli heyecanı yaşamalarını sağlamak için yarımadada her türlü imkanı yaratıyorlar. Bizler ise, daha büyük kahramanlıklar göstermiş, daha da ötesinde ülkemizin kurtuluşunda büyük hizmetleri geçmiş, bu hizmeti kanları ile gerçekleştirmiş atalarımızın yattıkları bu toprakları belki de hayatımızda hiç görmedik, belki de birkez gördük, belki de şu an ilk kez görecez. İnanın, kaçıncı kez geliyor olursanız olun, gördüklerinizden yine çok etkileneceksiniz. Belki bazı şeyler size düzensiz gelebilir, örneğin: bir İngiliz mezarlık/anıtını görünce, aman ne temiz, aman ne düzenli, bizimkiler bakımsız demeyin, bu düşüncelerinizde mutlaka haklısınız, ama sonuçta, o muhteşem savaşı kazanan biz olduk, bu onur bize kat-kat yeter, orada çok büyük, çok gösterişli şehitlikler, mezarlar, anıtlar yapmak mümkün, ama kazanmanın verdiği onuru yaşamak bize daha çok yakışıyor, ya tersi olsaydı. Düşünün ya tersi olsaydı, düşünmek bile istemiyorum.

 

 

Copyright © Gezirehberim.net