Puerto del Sol:
Madrid'e ister yalnız
isterse bir gurupla gidin
öncelikle bulmanız gereken
nokta Puerto del Sol'dur.
İspanya'nın resmi olarak
merkezi kabul edilen nokta
Puerto del Sol 'deki
belediye binasının
önündedir.
Tam karşınızda, biraz
dikkatli bakarsanız ağaca
dayanmış bir ayı heykeli
göreceksiniz ki bu heykel
Madrid şehrinin amblemidir.
Artık İspanya'nın ortasını
bulduğunuza göre bu noktayı
kendinize referans kabul
edip buradan çeşitli yönlere
açılan anacaddeler üzerinde
yapacağınız kısa yürüyüşler
gün bitiminde şehri tanıyor
kılacaktır size. Ama fazla
vaktiniz yoksa sadece en
popular yerleri gezmek
istiyorsanız kolayca elde
edebileceğiniz bir şehir
planıyla aşağıdaki yerleri
ziyaret edebilirsiniz.
Palacio Real (Royal
Palace) 18. yüzyılda
Bourbon'ların ( yönetimdeki
aile) idare binası.
Calle de Bailen'de, Puerto
del Sol'den, Calle Mayor'u
izleyerek, cadde bitiminde
güneye döndüğünüzde
çıkarsınız.
|
|
Museo Del
Naturale
|
Monasterio de las
Descalzas Reales (Monastery
of the Descalzas Reales):
1733 yılında kral V. Felipe
tarafından yaptırılmıştır.
Calle de Preciaus' üzerinde
(sağdan 2.sokak) Puertodel
Sol'un en kuzeyindeki ana
cadde.
Plaza de la Independencıa
(Alcala Gate): Kral III.
Charles tarafından şehre
giriş kapısı olarak
tasarlanıp neo-klasik
üslupta yaptırılmıştır.
Puerto del Sol'den sol
tarafa yaklaşık 20 dakikalık
hızlı bir yürüyüşle
ulaşılabilir.
Retiro Park Alcala
Gate'I geçtikten sonar sağ
kolda yer alır.12 hektarlık
bir alan üzerine
kurulmuştur. 17.yüzyılda
Retiro Sarayı'nın bir bölümü
olarak
düzenlenmiştir.İspanya iç
savaşı sırasında oldukça
hasar görmüşse de park
içindeki bitkiler, çeşmeler,
havuzlar, anıt ve heykeller
ve bahçe düzenlemeleri
görülmeye değerdir.
Grand Via Madrid'in
tarihi dokusu içine
yerleşmiş en popular
alış-veriş merkezi. Şehrin
kuzeyindedir.
Plaza de Colon 1885
yılında Arturo Melida
tarafından düzenlenmiş bir
bahçe ve kültür merkezi
kompleksidir. Alanın ön
tarafında oldukça
yükseltilmiş bir kaide
üzerinde Columbus
keşiflerini İspanyollar'a
sunuyor gibidir.
Plaza de Espana
Kentin en yoğun
caddelerinden biridir.Resmi
binaların bir çoğu bu cadde
üzerindedir. Ayrıca
Cervantes Anıtı da, bu doku
içinde yine yel
değirmenlerine savaş açmış
iki kahramanıyla yer
almaktadır.
|
|
Museo Del Prada |
Plaza Mayor Kare bir
avlu etrafında düzenlenmiş
136 binadan oluşur. Mutlaka
görün. 1619 yılında krallığa
prestij sağlayacak bi
alış-veriş merkezi olarak
inşaa edilmiş. Hala çeşitli
dükkan ve atölyelerden
oluşan oldukça güzel bir
ortamı var. Ayrıca bu açık
avluda binada yer alan 437
balkondan da seyredilen boğa
güreşi gibi geleneksel
oyunların yanı sıra kraliyet
ailesine ait düğün törenleri
yapılmaktaymış. Bugün de
çeşitli yerel festivallerde
bu alan kullanılmaktadır.
Alanın ortasında Kral III.
Philip'in at üzerinde
heykeli yeralmaktadır.
Plaza Mayor'da vereceğiniz
bir kahve molasının ardından
Madrid'in 17.yüzyıldaki
merkezine doğru
ilerleyebilirsiniz. Ayrıca
burada şehrin en eski
binalarını "Casa de
Cisneros"u görebilirsiniz.
 |
|
La Maja Desnuda -
Goya |
Prado Museum (Paseo
del Prado): 18.yüzyılda
yapılmış olan bina
Neo-Klasik üsluptadır.
VII.Ferdinant ve karısının
girişimleriyle oluşan
kolleksiyona ait yaklaşık
300 adet parça ile kurulan
müze bugün 7000 civarında
eserle dünyanın en önemli
Avrupa sanatı
koleksiyonlarından birine
sahiptir. Romanesk Dönemden
günümüze kadar tarihlenen
eserler İspanyol
sanatçılarına
( Velazquez, El Greco,
Goya...) ait oldığu gibi
Avrupanın çeşitli dönemlerde
faaliyet göstermiş diğer
okullarının da (Bosch,
Rubens, Mantegna, Raphael
Tintoretto, Tiziano
Caravaggio, Botticelli,
Dürer, Poussin...)
temsilcilerinin
uygulamalarını içerir. Eğer
plastik sanatlar ilginizi
çekiyorsa Prado Müzesine
sabah erkenden, hatta
kuyruğa girmek için mesai
başlamadan (09:00-15:00)
gidin. Pazartesi kapalıdır.
İspanya'da 3F 'nin (Flameco,
Football, Fiesta) ülkenin
popüler kültürü içinde
önemli bir yeri olduğunu
herkes bilir. Flamenco Dansı
bugün genellikle turistik
bir gösteri niteliğinde olup
daha çok akşam saatlerinde
organize edilmektedir. Bu
konuda bilgiyi en rahat
şekilde otel
resepsiyonlarından
edinebilirsiniz. Madrid'in
dünyaca ünlü 2 futbol takımı
olan Real Madrid ve Atletico
de Madrid takımlarını ise
duymayanınız yoktur.
Özellikle Barcelona ile olan
ezeli rekabet hele de ünlü
Bernabeu Stadyumun'daysa...
Boğa güreşleri
Madrid'de özellikle Mayıs
ayının ortalarından itibaren
Calle de Alcala ve Vista
alegra Metro istasyonu
yakınındaki arenalarda, eğer
zevk alıyorsanız,
izlenebilir. Buralardan anı
olarak alacağınız kılıç,
bıçak türü eşyalar dönüşte
havalimanında muhtemelen
sorun çıkaracaktır.
YİYECEK & İÇECEK
İspanya da genellikle 4 öğün
yemek yenilir :
Kahvaltı, öğle, akşam ve
gece yemeği...Bu öğünlerden
kahvaltı ve akşam
yemeklerini bir kenara
bırakabiliriz.
Aslolan öğle ve gece
yemekleridir...
Madrid 23:00'den sonra
yaşamaya başlayan bir kent;
dolayısıyla gece boyunca
yenilen TAPAS
( zeytinyağı, jambon, sosis,
peynir, patates, balık ve
mevsim sebzeleriyle
hazırlanan bir tür salata )
ister istemez sabah
kahvaltısına pek gerek
bırakmıyor. Yani gece geç
saatte bol yiyeceksiniz ve
sabah hiç iştahınız
olmayacak...
Zaten acıkmasanız iyi olur
çünkü sabah kahvaltısı
burada bir öğün olarak
telakki edilmiyor;
dolayısıyla sabahları
yiyecek sunan
pek fazla yer de
bulamıyorsunuz. Belki, kahve
ve tost dışında sadece omlet
- ki o da Madrid'in başkent
olmasından dolayı daha
yoğun bir resmi yaşamı ve
gece hayatına katılmayanları
da olabileceğinden olsa
gerek - bulabilirsiniz.
Öğle yemeği günün ana
yemeğidir.
13:30 ile 16:00 arası adeta
ziyafet havasındaki bu
öğünde çorba veya salata, et
veya balık ile salata ve
PAELLA
ardından da meyve, dondurma
veya marmelatlarla
tatlandırılmış börek.
( Mevsim sebzeleri, av eti
ve deniz ürünleriyle
zenginleştirilmiş safranlı
pilavdan oluşan Paella
tarifini aşağıda
bulabilirsiniz )
Akşam yemeği - ki yukarda
pek de fazla ciddiye
almamanız gerektiğini ima
etmiştik - bu Akdeniz
ülkesinde 22:00 - 23:00
saatleri arasında
yeniyor ama esas amacı
ardından dolu dolu yaşanacak
geceye bir tür hazırlık
olması, dolayısıyla da
hafif. Çünkü herkes geceyi
bekliyor..
Madrid'de baharatlar ve
Akdeniz mutfağına özgü deniz
ürünleri sizi şaşırtacak.
Ülkemizde de sıkça
kullandığımız zeytinyağı,
sarımsak, soğan, domates ve
biberle hazırlanmış
yemeklerin yanısıra
Madrid' e özgün safran ve
kimyon tadları da
hafızanızda unutulmaz bir
yer bırakacak.
 |
|
Paella |
PAELLA TARİFİ:
Malzemeler. (4 kişilik)
1 adet soğan, ince doğranmış
3 diş sarımsak, ince
doğranmış
1 adet kırmızı (salçalık)
biber
1 adet iri domates
500 gr tavuk eti,kuşbaşı
doğranmış
125 gr dana eti, kuşbaşı
doğranmış
1 adet standart boy sosis,
aynı miktarda salam veya
jambon
100 gr bezelye (haşlanmış)
150 gr iri karides
(haşlanmış)
250 gr mantar
250 gr midye (haşlanmış)
650 ml=2.5 bardak ( normal
su bardağı yaklaşık 250 ml
hacmindedir) tavuk veya
haşlanmış deniz ürünlerinin
suyu)
250gr pirinç =2 bardak
¼ tatlı kaşığı safran (köri)
ve isteğe göre
karabiber,kimyon ,kırmızı
toz biber, tuz.
 |
|
Paella |
HAZIRLANIŞI
Soğan, sarımsak, kırmızı
biber zeytinyağıyla
yumuşayıncaya kadar kavrulur
ve domates eklenerek 5
dakika kadar daha pişirilir.
Önceden hazırladığımız 2.5
bardak tavuksuyu veya
haşlanmış deniz
mahsullerinin suyu ilave
edilir.
Su kaynayınca 2 bardak
pirinç, safran, kimyon
karabiber ve tuz kaynayan
suya dökülür ve yemeğimiz
kısık ateşte pişmeye
bırakılır.
Başka bir tencerede tavuk,
dana etleri, mantar ve
salam, mantarlar suyunu
çekene kadar, kısık ateşte,
zeytinyağında kavurarak
pişirilir.
Kısık ateşte suyunu çeken
yemeğimize, kavurduğumuz
tavuk eti, dana eti ve
mantar ile daha önce
haşladığımız midye,
karides ve bezelyeler ilave
edilerek, tenceremizin ağzı
kapatılarak 15 dakika kadar
dinlendirildikten sonra
servis yapılabilir.